Her gün gerek televizyonlarda gerek radyolarda bir sürü haber dinler, izleriz.
Yazılı ve görsel basını da hepimiz kendi belirlediğimiz şekilde okur, takip ederiz.
Elbette haberciliğin kendince kuralları vardır.
Ve kurallara uyulmamasının da kanunlarca/hukukça belirlenmiş kuralları da vardır.
Kişi ve kurumlar kanunların kendilerine verdiği haklar çerçevesinde kurallara uyarak yaşarlarsa, zaten sorun yok.
Dirlik düzenlik içinde yaşar gideriz.
İstenen, hayal edilen de kavgasız, gerilimsiz, huzur içinde bir yaşam değil mi zaten?
Benim anlayamadığım birşey var.
Şu sosyal medyada bile tıkır tıkır işleyen bir sistem var.
Demem şu ki, bir şahsın söylemleri paylaşımları o sosyal medya platformunun koymuş olduğu kurallara uygunsa ömür boyu paylaşım yapar, yazar,
çizer ve kendisine asla uyarı, bir ay yayın yapamama cezası filan gelmez.
O sistemin kendince zararlı bulduğu hususlar olunca yayın yasağı , yorum yasağı vb.geliyor. Ve kişi sabırla ceza süresinin dolmasını bekliyor. Haa
ceza bitiminde yine karşı tarafa aykırı gelecek işler yaparsa ya yeniden ceza alıyor ya hesabı donduruluyor. Elbette o sosya medya platformunun olaylara hangi cenahtan baktığı,
bir paylaşımın yararı ve zararını neye/kime göre faydalı ve zararlı tartşılabilir. Konumuz o değil.
Benim şaşırdığım, aklımın tam alamadığı bir husus varsa o da siyasetçilerin, köşe yazarlarının , televizyonda boy gösterenlerin
ya da kendini toplumun üzerinde gören, isminin önüne ekler almış zat-ı muhteremlerin fütursuzca söylemleri, yalanları, çamur atmaları hatta hakarethamiz söylem
ve eylemleri karşısında sistemin kendini ve halkı korumak adınayapılması gereken işlemlerde neden hep geç kaldığı, görmezden geldiği ya da göremediği
yönünde.
Bir sosyal medya platformu bile kendince bir düzen kurup kısa sürede kişi ya da kişiler hakkında kendince bir cezalandırma sistemi kurmuş ve uygulayabiliyorsa (ki onlar
bile itiraz etme hakkı tanıyor, kısa sürede inceleyip karara bağlayabiliyor) bizim devlet sistemimiz neden bunu tam olarak başaramıyor?
Özgürlük, demokrasi, sevgi, gaygı, hoş görü, insan hakları gibi kavramlar helyum gazıyla şişirilip uçmaya bırakılmış kocaman
balonlara benziyor.
Yalan, hile, düzenbazlık ise sinsi ve kokuşmuş varlığıyla her gün her yerde cirit atıyor.
Öyle ya da böyle şekillerde milyonların tanıdığı isimler televizyon ekranlarında gözümüzün içine baka baka yalan söyleyebiliyor,
sahte belgelerle donatılmış dosyaları ellerinde sallayanlar dürüstlük abidesi havasında gösterilmeye çalışılıyor, yine insanı çileden çıkarmaya
yönelik eylem ve söylemler havada uçuşuyor.
Günde en az bir iki kez yalan söylemeyi asla ihmal etmeyenler, kendi uydurdukları putlara tapanlar, Allah’ın dinini kendi kafasına göre budayıp raydan çıkan
ve diğerlerini de raydan çıkarmaya çalışanlar, özele saygısızca davranmayı meslek edinip bundan rant elde edenler, kimin eli kimin cebinde belli olmayan dizilerle ekranları
işgal edenler, kanallar arasında koşturarak her konuda ahkam kesmeyi marifet sananlar, yediğimize içtiğimize bin türlü hile katanlar, gaspçılar, kadın dövmeyi
, öldürmeyi marifet sananlar, aile kurumuna saygısızca davrananlar, boşanmayı rant aracı olarak gören sabırsız, bencil kendini bir halt zanneden kadıncıklar, öğretmenine
saldıran öğrenciler, onca eğitimi alıp kendini, vicdanını, milli/manevi değerlerini yüceltemeyen, eğitemeyen eğitimciler, hayvanseverliğiyle övünürken
yan komşusunun aç olduğundan habersiz gösterişçiler
Daha sayayım mı? Bitmez bu liste uzar gider böyle. Çünkü insanoğlu kendi uçurumunu hazırlarken yardımcısı , yardakçısı , yalakası,
yataklık edeni çok oluyor
Ağır işleyen hantal bir sistem var ve geciken adalet adalet değil
İşte bunu alayamıyorum ben.
Bir facebook bile kendi cezalandırma sistemini kurup jet hızıyla gündeme getirip sürekli kendini güncellerken
Bizim savcılar, hakimler, avukatlar ve bilumum hukukçular, kolluk kuvvetleri internet denilen bilmem kaç hızla çalışan bir sistemden bi habermiş gibi davranarak
ve kurulmuş iyi kötü bir düzen varken bunu hızlandırabilmek yerine daha da ağır aksak davranmayı seçerler anlamam mümkün değil.
Hukuk guguk kuşuna dönmüşse, tez elden düzeltilmeli
Karar vericiler kendilerini güncellemeli
Vicdan ve cüzdan kesinlikle birbirinden ayrılmalı
26 Şubat 2020- Antalya
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder