6 Nisan 2020 Pazartesi

Annelere vasiyetimdir



İlkokul ikinci sınıfa geçtiğim yaz babamın Ağrı Doğubeyazıt ilçesine tayini çıkmıştı. 
Yükümüzü yükleyip gittik

Dedeme aşkla bağlıydım ve gitmek istememiştim ondan ayrılıp, çok ağladım dedem dedem diyerek.
Benim bu dede aşkım ve elbette dedemin de ısrarıyla babam beni dedemlere getirip, bıraktı.

Mutluydum çok. 
Babaanneciğim sabırla, elleriyle lokma lokma beslerdi beni.

O zamanlar İş Bankası minik bir cep ajandası çıkarmış.
Babaannem bana onu hediye etti ve dedi ki:

- Geç şimdi karşıma ben ne dersem bu ajandaya yaz, yazdıklarını da ezberlersen sana çok güzel bir masal anlatacağım
Ama bu duayı her gece yattığında okursan, ben de sana dua edeceğim.

Tamam dedim sevinçle
Babaanem camın önündeki koltuğa otururdu her zaman, karşısında da dedemin koltuğu vardı.
Kahvelerini hep o camın önünde ve hep aynı zaman diliminde içerlerdi.
.
Sehpayı babannemin önüne getirdim ve oturdum ayaklarının dibine
O söyledi, ben yazdım ama tabi kocaman kocaman harflerle
Yazdırdıkları bittiğinde o küçük ajanda neredeyse dolmuştu

Ve başladım ezberlemeye
Günler içinde hepsi aklımdaydı artık

Babannemin karşısına geçip hatasız okuduğumda, çok sevindi.

Kucağına aldı beni ve orada sabahı bekleyen köylülerin masalını dinledim.

Bir köy vardı uzaklarda ve orada hiç gündüz olmuyordu.

Köylüler köyün girişindeki direklere bağlanmış halatlara asılıp çekiyorlar ve güneşi battığı yerden çıkaracaklarına inanıyorlardı. 

Günlerce iplere asılıyorlardı ama bir türlü doğmuyordu güneş.

Sonra bir gün bir yolcu geldi köye, onlara güneşi geri getirebileceğini söyledi ve karşılığında da onların hakanı olarak onları yönetme şartını ileri sürdü

Köylüler çaresiz kabul ettiler, çünkü hayatları hep karanlıkta geçiyordu.

Yolcu o gece tüm köy evlerine çekilip uyuduktan epey sonra atına yüklemiş olduğu kutuları açtı.
Kutuların içinde tavuklar ve iri, pırıl pırıl renkli tüyleri olan bir horoz vardı

Horoz gururla gezindi etrafta, tavuklar da peşinde. Ve ötmeye başladı.

Horoz öttükçe tan yeri ağarmaya, kızıllaşmaya başladı ve güneş doğdu

Tüm köylüler hiç duymadıkları horoz sesiyle zaten yataklarından fırlamışlardı.

Günün ağardığını ve güneşin doğduğunu görünce hepsi yerlere kapaklanıp dualar ederek yöneticilerine sadık kalacaklarına söz verdiler.

O günden sonra o köyde bolluk, bereket çoğaldı, insanlar mutlu mesut yaşadılar.
.
İşte bu masaldan da etkilenmiş olacağım ki bahçeye benim için kurulan salıncağın iplerini çekmeye, masaldaki köylüler gibi günlerin çabuk geçmesini istemeye başladım.

Anladılar ki anamı babamı özlemişim.
Dedeciğim aldı beni yanına , uzun bir yolculuk sonrası Doğubeyazıttaki kerpiç evimize döndüm
Geçen o süreçte bana en güzel hediye babaanneciğimin ezberlettiği dua oldu.
.
Bu anıları yaşayalı çok uzun yıllar oldu

Yaş kemale ererken dizimin dibinde oturtup bu duayı ezberletecek küçük bir torun da olmadığına göre (benim torun üniversite çağında çünkü) bari şuracığa yazayım da dursun, bir izim kalsın dedim.

Olur ya belki hem masalı çocuklarına anlatıp hem de gece yatma duasını evlatlarına/torunlarına ezberletmek isteyen birileri olabilir.

Vasiyetim gibi olsun bu yazı ve şuracıkta dursun


Selam ve dua ile

Yattım sağıma, döndüm soluma
Melekler şahit olsun, dinime, imanıma
Benden selamlar olsun, varacak mekanıma
La ilahe illallah
Nurdan direk
Muhammeden Resulullah
Her dem gerek
.
Ya delilim delalet, 
Ya kerimim keramet
Son nefeste selamet
Dinim, imanım sana emanet ya Rabbel alemin

Günahım ve isyanım çoktur
Senden gayri isteyecek yüzüm yoktur
Rahmetinin nihayeti yoktur
Af ve mağfiret eyle ya Rabbel alemin
.
Evimizin etrafı kırk atlı
Kırkı da Muhammed adlı
Kilidimiz Cebrail, bekçimiz Allah
Sen koru ya Resulullah
Yattım Allah, kalkarım inşallah
Kalkamazsam
Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah



1 Nisan 2020 Çarşamba

Güzel kızım bu yazı sana...



Cumhurbaşkanımız “Biz birlikte başarırız Türkiyem” dedi ve bir kampanya başlattı.
Biz Akpartiliyiz ya da biz siyah partiliyiz demedi.
Tüm halkı davet etti güzel bir hayır yarışına.

Akabinde twetterde “Zırnık yok” kampanyası başlattı kalbi kararmış tipler.

Benim izlenimim halk nezdinde bu kampanyanın kabul gördüğüdür. Elbette bazıları (genç/ya da yaşı ileri) içlerindeki nefretle yüzleşip bir türlü kalp yumuşaklığına erişmedikçe, beyaza kara, iyiye kötü demekte ısrarcı olacaktır.

Bir yardım hareketinin tek yerde toplanması güzeldir. Sonra aynı merkezde gerçek ihtiyaç sahiplerinin yine devletçe kontrol edilmesi ve yardımların buna göre eşit dağıtımı daha da güzeldir. Adaletli olur.

Elbette normal zamanlarda insanlar eğer yardım yapmak isterlerse diledikleri kişiye/kuruma/vakfa/derneğe/ düşünce kuruluşuna/ dini işlevleri ağırlıklı olan tarikatlar vb yardım yapabilirler.

Ama şimdi içinden geçmekte olduğumuz zaman dilimini düşündüğümüzde aklın yolu yek vücut olarak yaralara merhem olmaktan geçer.

Gerek günlük kazanıp yiyen vatandaş, gerek dükkanını kapatmak zorunda kalan esnaf, gerekse ithal ihraç işleri donan sanayici vb., gerek sanatçılar velhasıl pek çok kesimin işleri dondu.

Devlet evvela sanayi çarkı dönsün, ekonomi hepten alt üst olmasın diye önlemler aldı. Yine zorda kalan işsizlere maaş ve yardım yapılabilmesi için yine ilgili bakanlıkça yardım yapılmasına karar verdi.

Ama mesela sigortası olmayan, kimi kimsesi bulunmayan binlerce garip gureba olabilir ve bunların hepsinin reel durumundan ne belediye ne devlet haberdar olmayabilir.
 İşte asıl mesele bunlara erişebilmektir.

O sebeple hem devlet hem vatandaş katkısıyla bir kutuda toplanan miktarın gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşabilmesi için o kişilerin tespiti, ülkenin her yerindeki muhtarlar, belediye yetkilileri ile kolayca bulunacaktır. Ve bu tür ihtiyaç sahiplerini bulmakta senden benden hızlı sonuç alacaklardır.

Burada akla gelen hemen ya ayırım yapılırsa ya işe siyaset bulaşırsa korkusu olabilir.
Ve bunu da genelde dine çok da sıcak bakmayan kişilerle, Müslüman görüntüsü altında şeytanın atına binmişler düşünür.

Gerçek bir Müslüman zorda kalana yardım edilecek bir paranın gerçekten o durumda olana gitmesini ister düşünür ama bunu düşünürken bu hangi partiden diye düşünmez. Aslolan Allah katında hoşnutluk olduğunda siyaset dış kapının mandalı durumundadır.

İşte bu yardımın devlet eliyle bir havuzda toplanmasına gerçek Müslüman bu açıdan sevinir.
A belediyesinin kayırdığına b belediyesi çomak sokamayacak, gerçek mağdurlara direk devlet eliyle yardım yapılabilecektir. Yani araya üçüncü beşinci kişilerin girmesi önlenecek, direk devletin yetkili makamlarının kontrolunda bu yardım ulaşacaktır. Aklın yolu da adaletli olmanın da yolu budur.

Gün birlik olma, hayırda, iyilikte yarışma günüdür. 
Siyaset dehlizlerinde kalp karartma günü hiç değildir.