
O bayrak rengi helikopter düştüğü günden beri ağlıyorum.
Penceremden bahçemde henüz erimeyen karlara bakarken ağlıyorum.
Musluktan akan buz gibi suda ellerim üşürken ağlıyorum...
Bu satırları yazarken ağlıyorum.
*
Böyle sürekli ağladığım bir isim daha vardı...
Silahlı ve bombalı saldırı sonucu öldürülen Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan...
Gaffar Okkan 24 Ocak 2001 tarihinde Diyarbakır’da pusu kurularak kalleşce öldürüldü. Okkan’la birlikte 5 polis memuru da öldürüldü.
Hakkın rahmetine uzun yıllar önce kavuşan babam da polis olduğundan, çok acı gelmişti bu ölümler bana...
Günlerce ağlamıştım.
*
Ama bu sefer içime çöreklenen acı çok daha farklı.
Her TV kanalında takılıp kalıyor, duyduğum her haberde, O'nun hakkında okuduğum her yazıda gözyaşlarıma hakim olamıyorum.
Ağlıyorum, ağlıyorum...
Yiğit bir adamın zamansız gidişine, çilelerle geçen ömrüne, ardında kalan kuzularına, dava arkadaşlarının metanetine ağlıyorum.
Darbenin ardından, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası sanığı olarak cezaevine konulup, 7,5 yıl Mamak'ta yatan ki 5,5 yılı hücrede geçmiş, 12 Eylül yönetiminin işkencelerine maruz kalan, vücuduna elektrik verilen, sonra bu davadan suçsuz bulunan bir adamın sabrına ağlıyorum.
O, bu süreci yaşamışken, şimdi Ergenekon davası yüzünden tutuklananları savunan (ki hepsinin rahatları yerinde ve asla işkence görmüyorlar) , bunların avukatlığına soyunanların düştükleri acze bakıp, sanki benim vücuduma elektrik verilmişcesine, sarsılıyor, ağlıyorum.
Adam gibi bir adamın gidişine ağlıyorum.
Davasına bağlı, tavizsiz, duygu ve inanç yüklü, sevgi dolu bir babanın gidişine ağlıyorum...
Artık Muhsin Yazıcıoğlu yok...
Bilgisayarımda, seslendirdiği şiirini defalarca dinliyor, ağlıyorum...
Mekanın cennet, Peygamberimiz şefaatçin olsun Muhsin ağabey...
İnşallah, yeleleri rüzgârla savrulan bir atın sırtında, cennetin muhteşem yeşillerinde geziniyorsundur...
Ben hem üşüyor, hem ağlıyorum....
Çiğdem Altınöz
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder