24 Eylül 2018 Pazartesi

Nostaljik bir yazı



Komşuluk eskiden gerçekten bambaşkaydı.
Komşuda pişen bize mutlak düşerdi, bizde ki komşuya.
Eğer annemiz evde yoksa, aklı arkada kalmadan giderdi, bilirdi ki komşu bizi gözetecektir.

Öyle paralı gün denen bol dedikodulu günler de yoktu benim çocukluğumda. 
Havalar güzelken bahçelerde oturulur kız çocuklara nakış, dantel öğretilirdi.Her kızın çeyizinde olması gerekenler böyle imece usulü ile çoğaltılırdı.

Arkadaşlıklar da çok saf, temiz ve güzeldi. 
Biz kızlar bahçenin bir köşesinde kiremit kırıklarıyla kendimize ev yapardık. Şurası misafir odası şurası mutfak diye bölerdik. Evimizden getirdiğimiz domates ve soğanla yemek yapar, yine komşu evden verilen yufka ekmeklerle dürüm eder yemek yerdik. 

Durumu iyi olan aile kızlarının yumuşak plastikten , naylon saçlı bebekleri olurdu. Bizimse annemizin yaptığı bez bebeklerimiz vardı. ama kıskançlık yoktu.
Akşam üzerine kadar kah evcilik, kah 9 taş oynar, ip atlardık.

Erkek çocuklarla da gazoz kapakları ve misketlerle oynanan oyunlara iştirak ederdik. Mahallede kız erkek ayrımı yoktu hepimiz kardeştik. 
İki taştan ibaret kaleler arası çok gol atıp gol yediğim olmuştur.

Hulahop icadı ile tanışmamız bile büyük lükstü.

Kadıköyde oturduğumuz zaman içinde sokağımızda bir çok gayrı müslim de vardı. Ramazanda kapı önünde oynayan çocuklarına asla su ekmek vb vermezlerdi. 
Çok saygı ve hassasiyet vardı.
Sonra Üsküdar’a taşındık.
Genç kızlık dönemimin en güzel zamanları Üsküdar’da geçti.
Telesafirlik o dönem gerçekten meşhurdu. 
Çizgi şeklinde Mintax deterjan reklamlarını da unutmadım.
Biz Tv aldığımızda yani babamı ikna edebildiğimizde dünya olimpiyatlarının TRT’den naklen verileceği zamandı. 
Yıl 1972. Siyah beyaz Tv dönemi. Mark Spitz şampiyon olmuştu. Ve o olimpiyatlarda terör saldırısı yapılmıştı.

Şimdiki adı 15 Temmuz Şehitler köprüsü o zaman Boğaziçi köprüsü olarak yapılıyordu. Okuldan çıkışta köprünün yapılışını izlemeyi severdik.

Belki eskilerden bu güne çok değişmeyen şey pide kuyruklarıdır.
O zamanlar da fırın önünde sıcacık yumurtalı pide kuyruğunda çok beklemişimdir.

Dedem akciğer kanseriyle boğuşurken annem ona bakmak için dedemlerde kalırdı.
Yine komşular sahip çıkar göz kulak olurdu bizlere.
Evdeki sobayı yakmak için gaz döktüğümü, birden parlayınca kirpiklerim ve saç örgülerimin yanıvermesini, komşumuzun yetişmesini de asla unutmadım.
Şimdi bomba patlasa kimse kılını kıpırdatmaz.

Salacak’ta akşam sefası yapılır günün bitimi zevkle seyredilirdi. 
Hava önce kavuniçi sonra eflatuna döner, ardından denizin mavisine yakışır bir lacivert gece başlardı.
İşte o zamanlarda evde yapılan zeytinyağlı dolmalar, ekmek arası köfteler yenir, semaverde çay demlenirdi.
İşimiz bitip eve dönerken ardımızda tek çöp bıraktırmazdı büyüklerimiz.
Şimdi her yer ayçiçeği kabuğu, naylon torba, pet şişe, boş bira kutuları.

Biz insanlığımızı, duyarlılığımızı hangi yıllarda kaybettik?
Bunu da bilen var ise o yazsın lütfen



Hiç yorum yok: